Arsiv
| pzt | sa | ca | ps | cu | cts | pa | |
|---|---|---|---|---|---|---|---|
| 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | |||
| 6 | 7 | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 | |
| 13 | 14 | 15 | 16 | 17 | 18 | 19 | |
| 20 | 21 | 22 | 23 | 24 | 25 | 26 | |
| 27 | 28 | 29 | |||||
Sitede Ara
Reklam
Sponsor Siteler
En Yeni Haberler
![]() |
42. Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde "Türev" filmindeki performansı ile "En İyi Kadın Oyuncu" ödülünü alan Beste Bereket, yeniden Altın Portakal Film Festivali yolcusu.
Başrolde Beste Bereket'in oynadığı Onur Ünlü’nün üçüncü filmi “Beş şehir” , 46. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin Ulusal Yarışma adaylarından biri.Genç oyuncu “insan öleceğini bilerek ne kadar yaşar? Filmde işte bunu göreceğiz” diyor.
Filminizi ilk kez Antalya’da izlediniz. Öncelikle “Nasıl buldunuz?” diye sorayım...
- Çok sevdim. Onur’un daha önceki işlerini de çok beğenmiştim zaten...
Nesini sevdiniz bu filmin?
- Enteresan, güzel, aynı zamanda ajite edilebilecek konuları işlemesine rağmen ajitasyondan uzak olmasını çok sevdim.
Senaryo size geldiğinde ilk ne düşündünüz?
- Çok güzel bir senaryoydu. Onur da bana uzun uzun anlattı. Kurgusu senaryoda da çok belliydi. Güzel bir film oldu.
Kendinizi nasıl buldunuz peki?
- Ben rol aldığım filmlerde özel olarak kendimi izleyemiyorum. Ama seyirci gözüyle bakarsam, filmi çok sevdim. Başka bir karakteri de asla oynamak istemezdim, Dilek’i canlandırmış olmaktan çok memnunum.
Onur Ünlü filmin sonunda tüm karakterlerden kurtulmak istediğini söylüyor. Sizin de “Dilek ne zaman acılarından kurtulacak” dediğiniz oldu mu?
- Ben izlediğim filmin boğazımda kalmasını, o yutkunamama halini seviyorum. Filme girdiğin gibi çıkıyorsan ve üzerinde bedensel, ruhsal ya da düşünsel bir etki bırakmamışsa, o zaman başka bir kulvar oluyor. Öyle filmler de izliyorum ve çok eğleniyorum ama bu film başka bir noktada.
Çekimler ne kadar zamanda tamamlandı?
- Toplamda 1,5 ay sürdü. İstanbul, Eskişehir ve Afyon’da çekimler yaptık.
Elinize silahı herkes çok yakıştırıyor sanırım. “Sürmanşet” oyunundan sonra bu filmde de silahlısınız çünkü!
- Ben de çok yakıştırıyorum açıkçası... Hep silah kullanan bir karakteri oynamak istiyorum bir gün mesela...
Ajan, polis olasınız var sanırım...
- Keşke...
Dilek’e bir şeyler kattınız mı?
- İlk kez pozitif olmayan birini canlan-dırdım. Dilek, naif ve gözünün içi parlayan bir tip değil. Çok karamsar bir film oldu. Yaşasın!
Filmdeki ölüm konusunda ne düşünüyorsunuz?
- Filmde ölümle ilgili bir ajitasyon yok. Biz var olan bir şeyi ortaya koyuyoruz. ınsanları sürekli tedirgin eden bir olgu bu... Gün içinde oturup 100 kere ölümü düşünmüyoruz ama ne yaparsak yapalım hep aklımızın bir köşesinde var. Dilek hakkında pek bilgi veremiyorum, ama kızın sert bir mizaca geçişinin nedenleri gösteriliyor. Öleceğinizi bile bile ne kadar yaşarsınız? Bu yüzden babasının yanına, Eskişehir’e sığınıyor. Çocuğun aşkına da keşke karşılık verse ama hayatı gidiyor yani.
Kediyle oynadığız bir sahneniz de var...
- O müthiş bir şey oldu. Filmde kediyi Şebnem Sönmez oynadı. Hazırlık aşamaları bittiğinde ve Şebnem’i ilk gördüğümde Şebnem demek bize garip geldi. Gözünde lensleri, üstünde tüylerle çok tuhaf görünüyordu. Kocaman bir kedi oluverdi. Onu sevmek çok keyifliydi. Bu makyözümüz Derya Bey’in fikriydi. Eskişehir’de, çok sıcak bir havada 5 saat makyaj yapıldı Şebnem’e. Gün boyunca üzerinde sadece minicik bir delik olan o kostümle oynadı. Kostümü çıkarması bile 3,5 saat sürdü. Onun içinde var olabilmek acayip bir performans.
|
|
|


